Cuma 10 Temmuz 2020

Araz News

Azerbaycan Milli Direniş Teşkilatının Haber Web Sitesi
araznews2010@gmail.com www.araznews.org

Haber Başliklari:

İran Generalleri Savaşa mı Hazırlanıyor?- Babek ŞAHİT

İran-Irak savaşından sonra İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu ve eski İran lideri Ayetullah Humeyni, bu savaşın İran’a Allah tarafından sunulan eşsiz bir nimet olduğunu söyledi. Peki neden? 1979 İran Devrimi’nden sonra ülke adeta karmaşa içinde yaşıyordu. Etnikler, özerkliklerini kazanmak için merkezi hükümetle silahlı mücadele ederken yönetimde olan liberaller, Humeyni çevresinin devleti tamamen ele geçirmesinden duydukları rahatsızlıkları dile getiriyorlardı. Halk Mücahitleri Örgütü ve Solcu silahlı örgütler her an bazı bölgeleri kontrol altına alabilirlerdi ve Devrim Muhafızları Ordusu’nda örgütlenen Şii Birliği’ne bağlı genç idealistlerin hayalleri yıkılabilirdi. Bu durumda İran-Irak savaşı, İran için olmasa da Humeyni taraftarları için eşi bulunmaz İlahi bir nimet olarak görüldü. Savaşın oluşturduğu psikolojik ve siyasi ortam neticesinde tüm muhalifleri savaştayız bahanesiyle tasfiye ettiler. İran hapishanelerinde Humeyni karşıtı binlerce genç toplu şekilde idam edildi. Halk, ülkedeki dış tehdite karşı toplumsal bir birlik sağlayarak dayanışma içinde hareket etmeyi tercih etti. Savaş sonrasında meydanlarda İran’ın siyasi sahnesini şekillendirecek Humeyni taraftarları kalmıştı.

İran-Irak savaşı sonrasında ve Ayetullah Humeyni’nin vefatıyla birlikte İran, yeni bir siyasi ayrışmaya doğru hareket etti. Bir tarafta İran-Irak savaşından sonra İran Cumhurbaşkanı olan ve Ayetullah Hameneyi’nin İran’ın yeni dini ve devrim lideri olmasını sağlayan Ayetullah Haşimi Refsencani’nin çevresinde toplanan teknokratlar vardı. Karşı tarafta ise, İran-Irak savaşını yöneten Devrim Muhafızları Ordusu’nun genç subayları yer aldı.

Refsencani’nin çevresinde toplanan teknokratlar, ABD, İngiltere ve Avrupa üniversitelerinde siyaset bilimi okumuş kişilerden oluşan bir gruptu. Teknokratlar, ülkenin hızla normalleşme sürecine girerek dünya ile uyumlu hale gelmesini savunuyordular. Devrim Muhafızları Ordusu’nun kışlaya geri dönmelerini ve sadece askeri işlerle meşgul olmalarını istiyordular. Teknokratların bu isteği, Devrim Muhafızları Ordusu’nun genç subaylarının hoşuna gitmemişti. Genç subaylar, kendilerini İran-Irak savaşındaki yüzbinlerce şehidin ve milyonlarca gazinin mirasçısı görmekteydiler. Hayallerini süsleyen ve artık hayal olmaktan çıkan, biran önce gerçekleştirmek istedikleri o büyük ideallerini İran sınırlarına sığdıramıyorlardı. Bu genç subaylar, Hazreti Muhammed’in vefatından sonra Hazreti Ali’ye darbe yapıldığını inancındaydılar ve kendilerini Mehdi’nin askerleri olarak görüyordular. Ehli Sünnet, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun düşmanları listesinde ilk sırada yer almıştır. Ehli Sünnet’in ortadan kaldırılması gereken ilk düşman olduğunu ilan etmişlerdir. Fakat bugün İran’da Reformist akımı olarak bilinen teknokratlar, bu düşüncenin yanlış olduğunu ileri sürerek şiddet eğilimli Şiiciliğe karşı olduklarını bildirmişlerdir. Devrim Muhafızları Ordusu bu grubu karşısında görünce, yeni dini lider olan Ayetullah Hameneyi’nin çevresinde toplanarak Ayetullah Hameneyi’nin siyasi gücünü kullanmaya başlamışlardır. 2016 yılında ise İran’a ait tüm güç kaynakları Devrim Muhafızları Ordusu’nun eline geçmiştir ve Devrim Muhafızları Generalleri, ülkenin sahipleri haline gelmişlerdir. Bu sahiplik öyle bir güce ulaşmış ki bugün sıradan bir İran araştırmacısı, İran’ın dış siyaset analizinde, Cumhurbaşkanı Ruhani’nin etkisini sıradan bir İran vatandaşına sorduğunda şu yanıtla karşılaşır: “Ruhani kim ya?”

Son bir yıl içinde, İran Silahlı Kuvvetleri’nin içindeki değişimlere baktığımızda İran’ın yakın gelecekte Arabistan ile geniş çaplı savaşa hazırlandığını görmekteyiz. İran Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey generalleri görevden alınarak yerlerine Devrim Muhafızları İstihbarat Örgütü generalleri görevlendirilmiştir. General Bakırı, General Reşit, General Hasani Sadi ve General Musevi’nin Silahlı Kuvvetlerin anahtar mevkilerine atanmasıyla İran Silahlı Kuvvetleri kadrosu yenilendi. Yeni generallerin hayatlarını okuduğumuzda 16 yaşlarında İran-Irak savaşına katıldıklarını ve İran’ın şimdiki sınırlarının onlara dar geleceği ilkesiyle yaşamış olduklarını görmekteyiz. Yeni komutanlar, kandan zevk alan ve tarikat evlerinde kendilerini dikenli zincirlerle yaralayarak günahlarının bağışlanmasını isteyip kendilerini asırlar önce dünyaya gelerek Kerbela çölünde olmadıkları için suçlu hissedenlerdir. Bu yeni komutanlar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Arabistan ile savaşmasından ne elde edeceklerdir?

İran’ın genel kamuoyunda Ayetullah Hameneyi ilahileştirilmiş bir lider olarak gösterilmektedir. Kuzey Kore için, Kuzey Kore eski lideri Kim Cong-il ne ise İran Devrim Muhafızları Ordusu için de Ayetullah Hameneyi odur. İran Devrim Muhafızları İstihbarat örgütü gazetecileri, Ayetullah Hameneyi’nin Mehdi ile irtibatta olduğunu söyleyerek masum bir imam olduğunu ileri sürmektedir. Fakat bu lider, insan olduğu için bir gün muhakkak ki ölecektir. İki yıl önce İran medyası ilk defa benzeri görülmemiş bir şekilde Ayetullah Hameneyi’nin hasta olduğunu söyleyerek hastane videolarını ve fotoğraflarını paylaştı. Hameneyi’nin ölümünden sonra ne olacak? Kim Cong-il gibi insan ötesi varlık olarak gösterilen Hameneyi’nin ölümüyle en büyük tehlikeyi yaşayacak olan Hemeneyi’yi putlaştıran Devrim Muhafızları Ordusu olacaktır. İran’da bağımsız bir yargı oluştuğu takdirde İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun generalleri, uyuşturucu kaçakçılığından faili meçhul cinayetlere kadar geniş bir suç yelpazesinde yargılanabilirler. Bu yargılamanın gerçekleşmemesi için Devrim Muhafızları Ordusu, planını şimdiden yapmıştır. Devrim Muhafızları Ordusu generalleri, İran yeni dini lideri olacak şahsın fıkıh kitaplarında hadis araştırmasını yaparak Cumhurbaşkanı’nın Kasım Süleymani olmasını istemektedirler. Hameneyi’nin ölümünden sonra, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yumuşak darbe yapılacağına kesin gözle bakılmaktadır. Peki, İran Reformistleri, Türkiye’yi örnek alarak halkı sokağa çağırırlarsa ne olacak? Önce isyanlar bastırılacak daha sonra iç birliği pekiştirmek için Arabistan düşmanlığı İran’ın yeni ilahi nimeti olarak kullanılacaktır. İran-Irak savaşında Irak nasıl Humeyni için ilahi nimet olmuşsa Arabistan’da Kasım Süleymani için aynı şey olacaktır.

Bunun içindir, İran Devrim Muhafızları İstihbarat Örgütü önemli simalarından olan Hüseyin Kenani Mukaddem, geçtiğimiz hafta İran’ın “Ruberu” dergisi demecindeki “Barut Kokusu Alıyorum.” cümlesiyle derginin manşeti olmuştur.

Bütün bunlar olurken Türk Dünyası, İran Devrim Muhafızları Ordusu kontrolünde olan Avrupa’nın en büyük kültür merkezinin İstanbul’da olduğunu unutmamalıdır. Türkiye Hizbullahçıları’nın lideri Ziya Türkyılmaz, İran’da Devrim Muhafızları İstihbaratı Örgütü’nün himayesinde yaşamakta olduğunu unutmamalıdır. İran-Türkiye sınırındaki PKK kampları, Devrim Muhafızları Ordusu’nun İmam Seccat Karargâhı ve Hamze Seyed-ül Şüheda komutanlarınca idare edilmekte olduğunu unutmamalıdır. İran Devrim Muhafızları Ordusu, gelecek yıllarda Karabağ konusundaki insiyatifi eline almak için Türkiye, Azerbaycan Cumhuriyeti, Irak ve Güney Azerbaycan Türkleri’nden oluşan milislerden, Azerbaycan Hizbullah’ı adı altında silahlı bir örgüt kurduğunu ve bu örgütü Araz nehri kenarındaki kamplarda eğitmekte olduğunu unutmamalıdır. Suriye kuzeyinde PYD saflarında savaşan Süryaniler, Sutoro Birliği adı altında İran Devrim Muhafızları’nca idare edilerek desteklenmesini unutmamalıdır ve İran İstihbaratı’na bağlı İmam Muhammet Bakır Üniversitesi ve Camie tul Mustafa Üniversitesi mezunları Ankara sokaklarında kol gezmeleri unutulmamalıdır.

Yorumunuzu yazın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.